Bu yazıyı annem Türkan Fatma Erdoğan’a ithaf ediyorum.
2025 yılı, doğruları ve yanlışlarıyla geride kalırken dünya yeni yılı kutlamaya hazırlanıyor. Işıklar yanıyor, sokaklar kalabalık, takvimler değişiyor.
Ama bazı insanlar için takvim yaprakları değişse de bazı geceler hiç bitmez.
Benim için o gece 31 Aralık 2018’dir.
O güne kadar yılbaşlarını büyük eğlencelerle olmasa da, evimde dostlarla yemek yiyerek, yeni yılın ilk dakikalarını dışarı çıkarak karşılayarak geçirirdim. Ta ki hayatımın en büyük sarsıntısıyla karşılaşana kadar…
O akşam annem komaya girdi.
Ve 1 Ocak 2019 sabahı saat 09.50’de bu dünyaya gözlerini kapattı.
İnsan, bir yakını ölmeden bu kadar derin bir acının ne olduğunu anlayamıyor. Bunu yaşayarak öğrendim.
Annem Bekiroğlu ailesinden olup (babaannesi tarafı Hatipoğludur), Alanya’nın en eski köylerinden Mahmutseydi kökenliydi. Kendisi ve ailesi Alanya’da doğmuştu. Bir dedesi şehit bir dedesi de gazi bir ailenin torunu olarak 10 Kasım 1945 doğumluydu. Bugün düşünüyorum da… Biz onun hiç doğum gününü kutlamadık.
Bu gerçeği fark etmek bile insanın içini acıtıyor.
Hayatı erken yaşta zorluklarla tanışmıştı.
Annesiz, babasız büyüyen bir annenin çocuğu olarak hayata tutunmuştu.
Savaşların, yoklukların, göçlerin izleri ailesinin hafızasında hâlâ duruyordu.
Ama annem, tüm bu eksikliklere rağmen aklıyla, direnciyle ve vicdanıyla ayakta duran bir kadındı.
Zekiydi… Hatta fazla zekiydi.
Duygusal ama teslim olmayan, yalnız ama güçlüydü.
1980’li yıllarda, iki kız çocuğunu üniversiteye göndermek kolay değildi.
Babam küçük bir esnaftı. Maddi imkânlar sınırlıydı.
Ama annem, kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak iki ablamın üniversite okuması için elinden gelen her şeyi yaptı.
O günlerin şartlarında bu, sessiz bir fedakârlık değil; açık bir direnişti.
Bugün dönüp baktığımda, mücadeleci yanımı ondan aldığımı daha iyi anlıyorum.
Annem hayatta da yalnızdı, giderken de…
Bunu kabullenmek zor ama gerçek bu.
Ölümünden sonra yaşadığım bir rüya ise hâlâ aklımdan çıkmaz.
Bir konuda çok öfkeliydim,
Mart 2019 seçimlerinde Alanya’da siyaseten güçlü bir cemaatin desteğiyle o zamanki belediye başkanına seçimini kazandırmasına çok kızmıştım. Bu nedenle bu cemaate ait tüm yurtların kaçaklarını şikayet etmeye karar verdim. beni tanıyanlar bilir ki şikayet etmeme ihtimalim yok. Şikâyet etmeye kararlıydım.
bu süreçte bir gece rüyamda annem geldi ve sadece şunu söyledi:
“Sakın ha… Bunu yapma oğlum.”
Uyandığımda önce şok geçirdim ve kararım bitmişti. Bu rüya ile şikayet etmekten vazgeçtim.
Bazen bir anne, öldükten sonra bile evladını yanlışından korur.
Peygamber Efendimiz’in sahabeden Ebû Zer hakkında söylediği rivayet edilen söz vardır:
“Ebû Zer yalnız yaşar, yalnız ölür.”
Annem de öyleydi.
Yalnız yaşadı, yalnız öldü…
Ama ardında suskun ama onurlu bir hayat, görünmeyen ama derin izler bıraktı.
Allah rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.