Saadet Partisi Alanya Kadın Kolları, ülke gündemini sarsan ahlaki ve sosyal bozulmalara karşı sessiz kalmadı. İlçe teşkilatında düzenlenen basın açıklamasında konuşan Başkan Rukiye Gülşen, Epstein skandalından yerel dinamiklerdeki kırılmalara kadar geniş bir perspektifle "sosyal, ahlaki ve vicdani çürüme" uyarısı yaptı. Gülşen, özellikle Alanya ve ülke genelinde liyakat ilkesinin zedelenmesinin ve adalet mekanizmalarına olan güvenin yitirilmesinin bu süreci hızlandırdığını ifade etti.

Alanya esnafında seçim günü: Bayır ve Arıkan sandık başında!
Alanya esnafında seçim günü: Bayır ve Arıkan sandık başında!
İçeriği Görüntüle

"SİYASET AHLAKİ ZEMİNİNİ KAYBETTİ"

Siyasetin kutuplaşma ve yalnızca kazanma arzusu üzerine inşa edilmesini eleştiren Gülşen, medyanın hakikat yerine sansasyon üretmesinin toplumsal değerleri aşındırdığını belirtti. Batı medeniyetinin bireysel çıkar ve haz merkezli yaşam biçimlerinin, Anadolu’nun ahlak ve fazilet eksenli medeniyetine müdahale ettiğini savunan Gülşen, "Ortak bir 'doğru' anlayışı yerine bireysel çıkarların kutsanması, toplumsal aidiyet duygumuzu kırılgan hale getiriyor" dedi.

EĞİTİM VE AİLE YAPISINA "NEOLİBERAL" ELEŞTİRİ

Eğitim sisteminin sadece akademik başarıya (LGS, YKS) indirgenmesinin karakter gelişimini ikinci plana ittiğini vurgulayan Başkan Gülşen, hükümetin neoliberal politikalarını da sert bir dille eleştirdi. Ailenin anayasal koruma altında olmasına rağmen kapitalistleşme uğruna ihmal edildiğini belirten Gülşen, şu ifadeleri kullandı:

"Boşanma oranlarındaki artış ve aile içi iletişimin zayıflaması, kuşaklar arası değer aktarımını kopma noktasına getirdi. Aileden sorumlu bakanlıklar, ailenin zayıflaması ile toplumsal çürüme arasındaki neden-sonuç ilişkisini maalesef göremiyor."

"ADALET OLMADAN HUZUR OLMAZ"

Saadet Partisi olarak liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini savunduklarını hatırlatan Rukiye Gülşen, kurumsal çürümenin önüne ancak bu şekilde geçilebileceğini söyledi. Toplumsal huzur için "helalleşme" ve "ortak akıl" vurgusu yapan Gülşen, hiçbir vatandaşın inancı veya yaşam tarzı nedeniyle baskı görmediği bir düzen taahhüt ettiklerini belirterek açıklamasını sonlandırdı.