Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi tarafından ‘14 Mart Tıp Bayramı’ dolayısıyla tören düzenlendi. ALKÜ Eğitim Fakültesi Başöğretmen Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen törene ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Ekrem Kalan’ın yanı sıra Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arife Uslu Gökceoğlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Erdoğan Aslan, Prof. Dr. Nilgün Tatar ile Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Oğuz Karahan, akademisyenler ve tıp fakültesi öğrencileri katıldı.

“HEKİMLİĞİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİNDEN BİRİ ‘VATANSEVERLİK’

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölümü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selime Çelik Erden “Zor Zamanlarda Hekim Olmak” konulu sunum gerçekleştirdi. Erden’in sunumunun ardından günün anlam ve önemine binaen bir konuşma gerçekleştiren Rektör Kalan, hekimlik mesleğinin “Vatanseverlik” kavramı ile ilişkisinden bahsederek, “Şunu belirtmek lazım. Evet doktor çalışkan, fedakâr, disiplinli, idealist… Bu niteliklere haiz olmak zorunda ama görüyoruz ki içinde yaşadığı toplumun sorunlarına duyarsız değil. 1915 yılında başlayan Çanakkale Savaşı’nda, Birinci Dünya Savaşı sırasında ciddi bir inisiyatif almışlardır. Tıbbiye öğrencilerinin yarısı şehit olmuştur. Demek ki bu kadar niteliğin yanına bir nitelik daha eklememiz lazım. Bir doktorda olması gereken en önemli özelliklerden bir tanesi; vatanseverliktir. Gerek pandemi sürecinde gerek deprem felaketinde de görmüş olduğumuz üzere hekimlerimiz tüm şartta ve koşulda hiç düşünmeden vatanına ve milletine hizmet etmek gayesinde olmuşlardır” dedi.

“HEKİMLİK EN SAYGIN MESLEK”

ALKÜ’de Aliya İzzetbegoviç anlatıldı ALKÜ’de Aliya İzzetbegoviç anlatıldı

Hekimliğin toplumda en saygın mesleklerden biri olduğunu dile getiren Rektör Kalan, “Bunu sonuna kadar hak ediyor. Neden hak ediyor? Çünkü kazanması zor, okuması zor, devam etmesi zor, çalışma koşulları zor. Ama tüm bunların bir karşılığı maddi açıdan nispeten olsa da manevi açıdan idealizmle birlikte insana dokunmak, insan hayatını kurtarmak, insanlara faydalı olabilmek. Tüm bunlar sizi müstesna bir meslek sahibi yapıyor. O yüzden toplumdaki karşılığı çok çok yüksek.” dedi.

“TÜRK MİLLETİ’NİN BİRLİK RUHUNU BİRKEZ DAHA GÖRDÜK”

6 Şubat’ta yaşanan elim deprem felaketinde şehit olan sağlık çalışanlarına rahmet dileyerek konuşmasına devam eden Rektör Kalan, “Ben bu kurumun bir yöneticisi, bu ailenin bir mensubu olarak büyük ve haklı bir gurur yaşadım. Depremin ilk anından itibaren çok sayıda personelimiz bölgeye intikal etmek istediler. Bunların arasında hekimlerimiz, diğer sağlık çalışanlarımız ve öğrencilerimiz de vardı. Her koşulda her yerde vazifeden kaçmadan ellerini taşın altına koydular. ALKÜ özelinde bir kez daha Türk milletinin birlik ve dayanışma ruhunu bir kez daha görmüş olduk. Bu duygu ve düşüncelerle depremde hayatını kaybetmiş vatandaşlarımız ve öğrencilerimize bir kez daha Allah’tan rahmet yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Yaralılarımıza da acil şifalar temenni ediyorum. Buruk bir 14 Mart geçiriyoruz. Ben başta Tıp Fakültesi Dekanımız, dekan yardımcılarımız, sayın başhekimimiz, kıymetli hekimlerimiz ve değerli öğrencilerimiz nezdinde tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını tebrik ederim” diye konuştu.

“BURUKLUK VE ÜZÜNTÜ İÇİNDE BUGÜNÜ İDRAK EDİYORUZ”

Törende bir konuşma gerçekleştiren ALKÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arife Uslu Gökceoğlu ise konuşmasına deprem felaketinde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek başladı. Gökceoğlu konuşmasında, “6 Şubat tarihinde gerçekleşen deprem felaketinde hayatını kaybeden pek çok meslektaşımız, öğrencimiz ve vatandaşımız oldu. Depremde uzuv kaybı yaşayan, böbrek yetmezliği olan, ailelerini, akrabalarını, arkadaşlarını kaybedenlerimiz oldu. Tüm kaybettiğimiz canlarımız için Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza ve hastalarımıza acil şifalar dilerim. Depremin yaşattığı burukluk ve üzüntü içinde bugünün önemini anlatmamız ve birlik olmamız gerektiğini ifade etmek isterim.” diye konuştu. Tıbbın bir sanat olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arife Uslu Gökceoğlu, “Hem de ondan insanlık sevgisinin kopamadığı çok zor bir sanat” dedi.

“BİRLİK VE BERABERLİKLE SORUNLARIMIZI ÇÖZEBİLİRİZ”

Konuşmasında dünya tıbbına önemli katkılarda bulunan Türk hekimlerinden bahseden Gökceoğlu, ilk tıp bayramının işgal altındaki İstanbul’da, işgal güçlerine tepki olarak tıp öğrencileri tarafından 14 Mart 1919’da kutlandığını söyledi. Gökceoğlu konuşmasının devamında, “Cumhuriyet döneminde, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin sadece düşmandan değil, cehaletten de kurtulmasını hayati bulmuştur ve çağdaş tıp eğitiminin temellerinin atılması için gayret göstermiştir. Dr. Safiye Ali, Almanya’da tıp eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye gelmiş ve 1923’te Türkiye’nin ilk kadın hekimi olarak hizmete başlamıştır. 1933-1945 döneminde 16 Alman tıp profesörü İstanbul Tıp Fakültesi’nde görev almışlardır. Bu yabancı bilim insanlarına ilave olarak Hulusi Behçet, Akil Muhtar Özden, Mazhar Osman gibi önemli Türk hekimleri de görev almaya başlayınca İstanbul Tıp Fakültesi 1933 sonrası Avrupa’da o dönemin en gözde tıp fakültelerinden biri haline gelmiştir.” dedi. Konuşmasında günümüzde hekimlerin yaşadığı sorunlardan da bahseden Prof. Dr. Arife Uslu Gökceoğlu, “Biz hekimler 14 Mart Tıp Bayramı’nda bir yandan ülkemizin sağlık sorunlarını, çözüm yollarını ve bu konudaki önerilerimizi dile getirip, özlük haklarımıza da dikkat çekmeyi amaçlamaktayız. Sorunların çözümü ve ilerleme ancak birlik ve beraberlik olursa gerçekleşebilir” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından deprem bölgesinde görev alan doktor akademisyen ve öğrencilere teşekkür belgeleri takdim edildi.