KİRLİ ELLER POLİTİKASI

Aktif, yani güncel siyasette politikanın öznesi yalandır. Yalan üzerinden yürütülen söylem siyasi ahlakın dışında seyretmektedir. Yani ahlaktan bağımsızdır. Bundan çekincenin doğru olmadığı, yalandan sakınmak gerekmediği düşünülmektedir. Politikanın başarıya ulaşabilmesi, iktidarı için kirliliğin gerekliliği zorunlu addedilmektedir. Belki de yalan söylemek bir hastalıktır. Politika böyle bir kansere bulaşmıştır. Eleştirilen kişisel kirlilik, kirli bohça, kirli çıkı, kirli eldir…

Toplumu refaha ulaştırabilmek adına yapılan her türlü kirlilik “mubahtır” anlayışı politikaya hâkimdir: “-Oyunuzu bize verdiğiniz için öbür dünyada sorgusuz cennete gideceksiniz. -Babam İslam âleminin halifesi sayılır, yolsuzluk yapmışsa bile bunu İslamiyet için yapmıştır. -Gelecekte Müslüman âleminin Kabe’si Aksaray, kıblesi beş tepe olacaktır. -Alternatif enerji kaynağı namazdır. Yakacak bulamayanlar namaz kılsın. Namaz kılanı Allah ısıtır. -Millet ittifakının içinde PKK var, KCK var, YPG var. Fetö var.  TİKKO var, DHKP-C var. Ne kadar hain terörist varsa bu ittifakta var…” realiteye aykırı, gayri ahlaki, yalan politika, asılsız söylem ve davranışlar…

Benzeri sözler belki de günahtır. Türkiye siyasetine uygun davranış değildir. Niyet okuma aletimiz yoktur. Yönetebilmek açısından kirli, dedikoducu, manipüle söylemlere inanmışlar, “kirli el, çirkin ağız”la ikna çabası. Daha iyi hizmetlere ulaşabilmesi yönündeki inandırıcılık için gayri ahlaki tutumun mazur görülmesi inanç ve imanıdır. Ahlaki münazaralara baskın çıkma, yağ gibi üstte durmayı mazur görme… Kirli el, pis çene, kirli dil bir tavırdır…

Cukkacılık almış başını gidiyor. Erdemin, iyiliğin, olgunluğun yakalanabilmesi, gelişime katkının meşrulaştırılması siyasi etiğin dışında kalmayacağı tasavvur edilmektedir. Bu ileri, modern politika tasavvuru niyetiyle ele alınmalıdır. “B*kla yapılan s*dikle yıkılır” mı bilemem !?…

Bilinç sahibi, iradeli kişilikler yalan yanlış politika yürütmeli midir!? Reel politikadan soyutlanmış karalama politikasını her gün yürütmek psikolojik ve davranışsal tavır örüntüsü müdür!? Ruhsal, zihinsel eylem tarzı mı, bir tür dalaşma mı, doğru bir kavga mıdır !?

Kolektif, ortak çıkarlar için yapıldığı kanısı uyandıran gayri ahlâkî yalan yanlış politika illegal politikalar gibi ekol olarak karşımıza çıkmıştır. Fırtına, rüzgâr, güneştir. Doğar batar kaybolur gider. Yeni ekoller peşinden gelir. Fikirde ahlak dışı düşünceyle erdeme ulaşmanın gerekliliğini düşünen varsa da ahlâkî çerçeve daha başarılı ve inandırıcıdır.

Biz hep, “ iman, ahlak, adalete”  inandırılmıştık!.. Kirli eller, kirli çıkı, kirli bohça… “Ezanı susturacakmış. Hadi oradan be!..” Hurafeler gerçekten çok inandırıcı oluyor!..