BİR PLAN, BİR BELEDİYE, BİR YASAK

(Köşe Yazısı + Hukuki Değerlendirme)**

Bir şehirde planlar yapılır.
Bir de planlar kimin adına yapıldığına göre anlam kazanır.

Masamda duran resmi belgelerde açıkça yazıyor:
“Talep Sahibi: Alanya Belediyesi.”

Bu ifade bir yorum değil, bir kanaat değil, bir iddia hiç değil.
Bu, Antalya Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporunda yer alan resmî tespittir.

Yani söz konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği;
bir şahsın, bir yatırımcının ya da bir müteahhidin değil,
doğrudan Alanya Belediyesi’nin talebiyle hazırlanmıştır.

Buraya kadar hukuken sorun yok.

Ancak sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü bu planın hazırlanma sürecinde;
belediye meclis üyeliği sona ermiş bir kişinin,
görev süresinin bitiminden itibaren henüz bir yıl geçmeden,
belediye ile doğrudan veya dolaylı ilişki içerisinde bulunduğu iddiası ortaya çıkıyor.

Bu noktada kanun susmaz.

HUKUKİ ÇERÇEVE (DİPNOT-1)

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 28. maddesi çok açıktır:

Belediye başkanları ve meclis üyeleri, görevlerinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle,
belediyeye karşı doğrudan veya dolaylı olarak taahhüde giremez.

Bu yasak bir şekil şartı değildir.
Bu yasak, kamu gücünün kişisel avantaja dönüşmesini engellemek için vardır.

Belgeler gösteriyor ki;
plan süreci 13.05.2024 tarihinde komisyona havale edilmiş,
23.05.2024 tarihinde uygun bulunmuş,
12.06.2024 tarihinde ise oy birliğiyle kabul edilmiştir.

Ancak aynı belgelerde bir başka kritik husus daha yer alıyor:

Bu işin sahibi Alanya Belediyesi’dir.

Eğer bu plan bir şahsa ait olsaydı,
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından harç tahsil edilmesi gerekirdi.

Ancak edilmemiştir.

HUKUKİ ÇERÇEVE (DİPNOT-2)

İmar planı tadilatlarında, talep sahibi özel kişi ise harç alınır.
Talep sahibi belediye ise harç alınmaz.
Bu ayrım, planın kimin adına yapıldığını hukuken belirler.

Bu durumda ortaya şu soru çıkmaktadır:

🔹 Plan belediyenin planıysa,
🔹 Belediyenin planı,
🔹 Neden yasaklı bir dönemle çakışan bir isimle ilişkilidir?

Bu soru bir siyasi soru değildir.
Bu soru bir etik soru da değildir sadece.

Bu soru, doğrudan ceza hukuku sorusudur.

HUKUKİ ÇERÇEVE (DİPNOT-3)

Türk Ceza Kanunu m.257:

Görevin gereklerine aykırı hareket ederek kamu zararına neden olan kamu görevlisi cezalandırılır.

Burada “kamu zararı” yalnızca para değildir.
Kamu zararı;
şeffaflığın zedelenmesi,
eşitlik ilkesinin ihlali,
belediyeye güvenin sarsılmasıdır.

Bu nedenle mesele yalnızca bir imar planı değildir.

Bu mesele;
bir belediyenin kendi adına yaptığı bir planın,
yasaklı bir zaman diliminde,
yasaklı olabilecek ilişkilerle yürütülüp yürütülmediği meselesidir.

Ve bu, artık köşe yazısı sınırlarını aşan bir konudur.

Çünkü belgeler konuşmaktadır.
Tarihler ortadadır.
İmzalar yerindedir.

Kamu adına yapılan bir işte,
kamu adına sorulması gereken bir soru vardır:

Bu plan, hukuka uygun mudur?

Bu sorunun cevabı artık kalemle değil,
hukukla verilmelidir.

DİPNOTLAR

  1. 5393 sayılı Belediye Kanunu m.28 – Görev sonrası bir yıl yasaklılık
  2. Antalya BŞB İmar ve Bayındırlık Komisyonu Raporu (23.05.2024) – Talep sahibi: Alanya Belediyesi
  3. Antalya BŞB Meclis Kararı 12.06.2024 / 444 – Oy birliği ile kabul
  4. TCK m.257 – Görevi kötüye kullanma
  5. Harç rejimi ilkesi – Talep sahibine göre harç yükümlülüğü

“Bu köşe yazısını, bugün paraya tapınan bir anlayışın karşısına; yokluk içinde onuruyla yaşamış bir kuşağın hatırasına ithaf ediyorum.”