SERT VE MUTADİL SÖYLEMLER


Hüseyin Taşer

Hüseyin Taşer

05 Aralık 2018, 14:26

Her düşünce ve fikir hareketinin mutadil, yumuşak, uygun ve sert söylem şekilleri mevcuttur. Sert politika, sert siyaset,  sert ideoloji, sert muhalefet vs… Söz konusu sertlik karşıt, muhalif, zıt fikirlerin taşıdığı gerçekleri kabul etmez, eleştirisini sevmez, itirazlara sinirlenir, sertlikle karşılık verir. Mutadil söylemler aykırı gelen fikirlerin de kendilerine yararlı olabileceği savını, kanısını taşır, zıt inançlara saygı gösterirler…

Fikrî mücadeleler, atışmalar, tartışmalar felsefe dilindeki tabiri ile diyalektik, üç eylem çizgisini kapsar: Tez, antitez, sentez… Görüş ve iddianın karşıt görüş ve iddiayla bileşkesinden yeni ve orijinal bir düzenleme meydana gelir. Siyasi partiler arasındaki sert söylemler iddiaları diyalektik bir zarurete sürüklemektedir. Karşılıklı taraflar hücuma uğrayan iddialarını savunmak için yobazca bir şiddete sürüklemektedirler…

Geçmiş yıllarda bir fikir boğuşması şeklinde geçen politik atışmalar, günümüzde iftira ve kuru inattan ileri gidememektedir. Hiçbir yumuşama ve gevşemeye yönelmeden fay hatlarını her geçen gün germektedirler. Ancak %50+1 baraj çilesi ittifakları gündeme taşımakta, uzlaşması zor şartlara dayalı koalisyonların ittifak adı altın kurulması teşebbüsü her geçen gün yinelenmekte ve daha sert anlam yüklenmektedir…

Cumhur ittifakı; millet ittifakını “şer ittifakı” ilan ederken, millet ittifakı da diğerini “zillet “ittifakı” şeklinde tanımlamaktadır. Hayrın ve şerrin kimde olduğunu ise kimse bilmemektedir. Siyaset felsefesinde birleşme arzusu taşımayan politikanın müttefik ilişkileri de ülkeyi çıkmaza sürüklemekte, halkı karpuz gibi yarmaktadır…

Sert idealizm; dini de, milli de, sosyalist de olsa yobazlığı, geriliği hatırlatmaktadır. Fikir ve düşünce akımları daha yumuşak, daha mutedil seyretmelidir. Bu davranış atmosferi toplumu geri ülke safına sürüklemektedir. Müsamahasızlık bizi Batı medeniyetine yönlendirmektedir…

Türk milleti İslam inancı ile tez-antitez kavramını sentezlemek suretiyle Türk-İslam Ülküsü anlayışını, idealizmini oluşturmuştur. Milli mücadele yıllarındaki fakir, yoksul, aç, çıplak Türk askerilerinin düşman esirlerine davranışı milli vicdanımızın ne kadar mütevazi,  mutedil, sevgi yüklü olduğunu tescillemektedir. Fikir içeriğinde Peyami Safa’nın eserinden yararlanılmıştır…

Yeni nesil; yeni umutlarla yaşanan diyalektik sertliği yobazlıklara karşın kavgasız, kansız, öfkesiz, kinsiz, tavır ve anlayışla, istişare ile ülkeye sahiplenmelidir!.. Medeni yol budur!..

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.